ekber

ek

<< OTü ek/eŋ mafsal, (dirsek ve bilek gibi) eklem

ek|mek

<< ETü ek- (tohum) serpmek

ekâbir

Ar akābir أكابِر z [#kbr afāˁil çoğ.] en büyükler, önde gelenler Ar akbar أَكْبَر z [t.] daha büyük, en büyük

ekalliyet

Ar aḳall أقلّ z [#ḳll afˁal kıy.] daha az, çok az +īya(t)2 Ar ḳalīl قليل z [faˁīl sf.] az

ekarte

Fr écarté [pp.] bir iskambil oyunu Fr écarter iskambilde kâğıt kaçmak, bertaraf etmek İt scartare a.a. << OLat *excartare [den.] Lat e(x)+ carta kâğıt

ekber

[ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
Muhammedniŋ bu sözi râst erse ol körüngen nâmûs-ı ekber turur [M.in bu sözü doğru ise o görünen Büyük Yasa'dır].

Ar akbar أكبر z [#kbr afˁal kıy.] daha büyük, en büyük Ar kabīr كَبِير zbüyük

 kebir


13.08.2017
ekidne

Fr échidné dikenli karıncayiyen EYun éχidna ἔχιδνα z«dişi yılan», mitolojide yılan kadın, şahmaran EYun éχis ἔχις zzehirli yılan, engerek << HAvr *h₃égʷʰi-s (*ógʷʰi-s) yılan

ekilibr

Fr équilibre denge Lat aequilibrium terazinin denge hali § Lat aequus eşit Lat libra terazi +ium

ekim

TTü ek- +Im

ekimoz

Fr ecchymose cilt altına kan oturması EYun ekχýmōsis εκχύμωσις zdışarı sıvı sızması EYun ek+ χéō, χy- akmak, sızmak +osis

ekin

<< ETü ekin ekilen şey, tahıl ETü ek- +In