eğrelti

eğir|mek

<< ETü egir- çevirmek, dolamak, kuşatmak

eğit|mek

<< ETü igid- (hayvan veya köle) beslemek, yetiştirmek

eğlen|mek

OTü egle- vakit geçirmek, oyalamak, bekletmek +In- ETü ȫd vakit +lA-

eğlence

TTü eğlen- +çA

eğrek

<< TTü eğlek/eğrek 1. su birikintisi, gölcük, 2. koyunların toplandığı yer, koyun ahırı, mandıra TTü eğre- (su) birikmek +(g)Ak

eğrelti

TTü: [ Lugat-i Halimi, 1477]
kīl-dārū [Fa. «çamur otu»]: Eyreltü dédükleri ot ki tabîbler katında seraχs démek-ile maˁrûfdur.

<< TTü eğreldü otı bataklık bitkisi TTü eğrel- (su) birikmek +dU

 eğrek

Not: Karş. TTü eğrek "hayvanların toplanıp beklediği yer; suyun biriktiği yer", eğren, eğrim "su birikintisi, girdap", eğrez "tembel, aylak". Eğle- > eğre- ses değişimi tipiktir.


12.07.2021
eğreti

Ar ˁārīyetī عاريتى z [nsb.] ödünç olarak, geçici Ar ˁārīya(t) عاريّة zödünç

eğri

<< ETü egri kıvrık, dönük ETü egir- çevirmek, döndürmek +I(g)

ehemmiyet

Ar ahamm أَهَمّ z [#hmm afˁal kıy.] daha mühim, çok mühim Ar hamma هَمَّ zkaygılandı, önemsedi

ehibba

Ar aḥibbāˀ أحبّاء z [#ḥbb afˁilā çoğ.] dostlar Ar ḥabīb [t.] dost, sevgili

ehil

Ar ahl أَهْل z [#Ahl faˁl ] 1. ev halkı, eş(ler), 2. evcil, alışkın, uygun Ar ahala أَهَلَ zikamet etti, ev edindi, evlendi