eğir|mek

eğe

<< OTü égegü törpü ETü ége- törpülemek, rendelemek, diş gıcırdatmak +gU

eğer

Fa agar/gar أگر/گر zşart edatı << OFa hakar/hakaram a.a. << EFa ha-karam bir kez

eğilim

TTü eğil- +Im

eğin

<< ETü egin hayvan sırtı, omuz <? ETü eg- bükmek, eğmek +In

eğir

Yun/EYun ákoros άκορος zsulak yerlerde yetişen bir bitki, acorus calamus

eğir|mek

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
toŋa tigin yoġınta egirip ölürtimiz [Tonga Tigin'in cenazesinde kuşatıp öldürdük] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
bég kend egirdi [kenti kuşattı], uraġut yıp egirdi [kadın ip eğirdi], sūw kemini egirdi [su gemiyi girdap gibi döndürdü], ol meni ışka egirdi [o beni işe yöneltti]

<< ETü egir- çevirmek, dolamak, kuşatmak

Not: Karş. Moğ egere- "çevirmek, döndürmek, karıştırmak". • Aradolu ağızlarında eğreç ve eğriş "tavada yufka çevirme aleti, spatula", eğrim "sudaki girdap, anafor" biçimleri görülür.

Benzer sözcükler: eğreç, eğren, eğrilmek, eğrim, eğriş

Bu maddeye gönderenler: eğri, evir- (evre, evren, evrim)


11.08.2021
eğit|mek

<< ETü igid- (hayvan veya köle) beslemek, yetiştirmek

eğlen|mek

OTü egle- vakit geçirmek, oyalamak, bekletmek +In- ETü ȫd vakit +lA-

eğlence

TTü eğlen- +çA

eğrek

<< TTü eğlek/eğrek 1. su birikintisi, gölcük, 2. koyunların toplandığı yer, koyun ahırı, mandıra TTü eğre- (su) birikmek +(g)Ak

eğrelti

<< TTü eğreldü otı bataklık bitkisi TTü eğrel- (su) birikmek +dU