duvak

durum2

Lat durum [n.] 1. sert, dirençli, 2. bir buğday türü << HAvr *duh₂-ró- HAvr *dweh₂- pek ve sağlam olma

duruşma

TTü dur- +Iş-

duş

Fr douche a.a. İt doccia [dev.] su borusu OLat *ductiare iletmek, nakletmek, sevketmek Lat ductare [den.] sürmek, sevketmek Lat ducere, duct- a.a.

dut

Ar tūt توت zdut ağacı ve meyvesi, morus indica Aram tūtā תות za.a.

duty-free

İng duty-free gümrükten muaf § İng duty ödenecek şey, ödev, borç, vergi (EFr duité a.a. EFr du borç << Lat dēbitum [pp. n.] a.a. Lat dēbere borçlu olmak +()t° ) İng free özgür, muaf

duvak

TTü: [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
nikāba ˁavretler ṭuvak dirler perde daχı dirler

<< TTü tuğak/duğak gelinin yüzünü örten perde ETü tuġ sancak, alem +Ak

 tuğ

Benzer sözcükler: duvaklanmak, telli duvaklı


10.06.2015
duvar

Fa dīvār/divār ديوار/دوار za.a. << EFa *deγa-vāra- kerpiç duvar § EFa deγa- kerpiç, kil (<< HAvr *dʰei̯ǵʰ- yoğurmak ) EFa vāra- korumak, etrafını çevirmek (<< HAvr *wer-¹ korumak )

duy

Fr douille kılıç kını, her türlü mekanik alette kın işlevi gören girinti Ger *dulja- kın

duy|mak

<< ETü tuy- hissetmek, anlamak, fark etmek

duyarga

TTü duy- +ArgA

duyarlık

TTü duyar (geniş zaman 3. tekil kişi) +lIk TTü duy- +()r