divane

dişil

TTü dişi +Il

dişlek

TTü diş +lAk

dit|mek

<< ETü tıt-/tit- 1. diş veya pençeyle parçalamak, 2. yün veya pamuk atmak

diva

İt diva 1. tanrıça, 2. operada kadın star << Lat diva [fem.] tanrıça Lat deus tanrı << HAvr *dei̯wó-s tanrı HAvr *di̯ew- güneş, gün

divan

Ar/Fa dīwān ديوان z1. hükümdarın danışma meclisi, 2. defter, özellikle resmi karar ve hesap defteri, şiir koleksiyonu OFa dīvān yazı kurulu, sekretarya << EFa *dipi-vahana- yazı-evi ≈ Akad duppu yazı tableti Sumer dup- yazı

divane

[ Borovkov ed., Orta Asya'da Bulunmuş ... Kuran Tefsiri, <1300]
[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
etdikleri şakalan ve yâğ u bâli evzâ‘ u etvârları âdem görse "bunlar divânedir" deyü hükm éderler.

Fa dīvāna/dēvāna ديوانه zdeli, cin çarpmış Fa dīv/dēv dev +āne

 dev

Not: Türkçede dev sözcüğünde Farsça telaffuza uygun olarak ya-yı meçhul (/e/) tercih edilirken, edebi bir alıntı olan dīvāne sözcüğünde ya-yı Arabi (/i/) kullanılır.


12.08.2017
divit

Ar dawāt دوات zmürekkep şişesi (≈ Aram diwotā דותא zmürekkep ≈ İbr dīwo דיו za.a. ) Mıs

diyabet

Fr diabète şeker hastalığı Lat diabetes mellitus «ballı idrar» a.a. EYun diabētēs διαβήτης zidrar EYun diabaínō διαβαίνω zgeçirmek, akıtmak +t° EYun dia+ baínō βαίνω, βατ- zgitmek

diyafon

marka Diyafon [abb.] TTü diyalog telefonu

diyafram

Fr diaphragme iki şeyi ayıran zar EYun diáphragma διάφραγμα zara duvarı, kıkırdak EYun dia+ phrássō, phrag- φράσσω, φραγ- zkapatmak, önlemek, duvar veya çitle bloke etmek +ma(t) << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, daraltmak

diyagnoz

Fr diagnose teşhis EYun diágnōsis διάγνωσις zayırdetme, anlama, teşhis EYun diagignōskō διαγιγνώσκω zayırdetmek, farketmek, teşhis etmek +sis EYun dia+ gignōskō, gnō- γιγνώσκω, γνω- zbilmek, anlamak, yargılamak