divan

dişi

<< ETü tışı/tişi dişi

dişil

TTü dişi +Il

dişlek

TTü diş +lAk

dit|mek

<< ETü tıt-/tit- 1. diş veya pençeyle parçalamak, 2. yün veya pamuk atmak

diva

İt diva 1. tanrıça, 2. operada kadın star << Lat diva [fem.] tanrıça Lat deus tanrı << HAvr *dei̯wó-s tanrı HAvr *di̯ew- güneş, gün

divan

"defter" [ Nasırüddin Rabguzi, Kısasü'l-Enbiya, 1310]
atıŋnı yalavaçlar dīvānındın çıkarur-men [adını peygamberler defterinden çıkarırım] "... meclis" [ <1400]
divanhane [ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
diuán: audientia (...) diuan chaná [divanχana]: residentia regale [saray] "... sedir" [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
divan: Yeni tarzda sedir.

Ar/Fa dīwān ديوان z1. hükümdarın danışma meclisi, 2. defter, özellikle resmi karar ve hesap defteri, şiir koleksiyonu OFa dīvān yazı kurulu, sekretarya << EFa *dipi-vahana- yazı-evi ≈ Akad duppu yazı tableti Sumer dup- yazı

Not: İrani sözcük nihai olarak Ar maktab "yazı evi" ve maktūb "yazılı şey" karşılığıdır. • İt dogana, Fr douane, İsp aduana "gümrük" biçimleri Arapçadan alıntıdır. • 20. yy'da beliren "sedir" anlamı "misafir ağırlanan yer, meclis yeri" mukabilidir. Karş. sedir.

Benzer sözcükler: ayak divanı, divan şiiri, divan-ı hümayun, divançe, divanhane, divani, divanı harp, yüce divan


19.08.2017
divane

Fa dīvāna/dēvāna ديوانه zdeli, cin çarpmış Fa dīv/dēv dev +āne

divit

Ar dawāt دوات zmürekkep şişesi (≈ Aram diwotā דותא zmürekkep ≈ İbr dīwo דיו za.a. ) Mıs

diyabet

Fr diabète şeker hastalığı Lat diabetes mellitus «ballı idrar» a.a. EYun diabētēs διαβήτης zidrar EYun diabaínō διαβαίνω zgeçirmek, akıtmak +t° EYun dia+ baínō βαίνω, βατ- zgitmek

diyafon

marka Diyafon [abb.] TTü diyalog telefonu

diyafram

Fr diaphragme iki şeyi ayıran zar EYun diáphragma διάφραγμα zara duvarı, kıkırdak EYun dia+ phrássō, phrag- φράσσω, φραγ- zkapatmak, önlemek, duvar veya çitle bloke etmek +ma(t) << HAvr *bʰr̥kʷ-i̯e- HAvr *bʰrekʷ- tıkmak, sıkmak, daraltmak