dikte

dikotomi

İng dichotomy mantıkta birbirini dışlayan iki seçenek, ikilem EYun diχotomía διχοτοµία zikiye bölme § EYun diχḗ διχή zikiye, ikişer EYun témnō, tom- τέμνω, τομ- zkesmek +ia

diksiyon

Fr diction söyleyiş biçimi, ifade Lat dictio a.a. Lat dicere söylemek +(t)ion

dikta

Fr diktat buyrultu, zorla kabul ettirilen görüş Alm Diktat a.a. << Lat dictatum bildiri, buyrultu Lat dictare bildirmek +()t°

diktafon

marka Dictaphone ses kayıt cihazı markası (İlk kullanım: 1907 Columbia Phonograph Co., ABD.) İng dictation microphone dikte etme mikrofonu

diktatör

Fr dictateur 1. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici, 2. her türlü zorba yönetici Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici Lat dictare bildirmek, buyurmak +(t)or

dikte

[ Kaynakça yok, 1873]
Teysir-i İmla ve Tahsil-i Dikte [Ermenice harfli Türkçe kitap adı] [ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
dikte: Kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırma. Telkin etme, zorla kabul ettirme.

Fr dicter 1. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak, 2. buyurmak Lat dictare [den.] bildirmek, buyurmak Lat dicere, dict- söylemek, belirtmek << HAvr *dei̯ḱ- işaret etmek, belirtmek, ad koymak

Not: Aynı HAvr kökten Lat index "işaret parmağı", dīcere "söylemek, belirtmek", dictare "bildirmek", EYun deíknymi, deig- "işaret etmek", dikē "yargı", Alm zeigen "işaret etmek", İng teach "öğretmek".


12.02.2018
dil|mek

<< ETü til- şerit şeklinde kesmek, dilimlemek

dil1

<< ETü tıl/til 1. dil (organ ve işlev), 2. casus

dil2

Fa dil دل zkalp, yürek << OFa dil/dilēr a.a. ≈ Ave zərəd- a.a. << HAvr *ḱr̥d- a.a. HAvr *ḱḗr a.a.

dilara

§ Fa dil دل zgönül, yürek Fa ārā آرا zsüsleyen (Fa ārāstan آراستن zsüslemek, bezemek )

dilatasyon

Fr dilatation gevşeme, genleşme Fr dilater gevşemek, gevşetmek; genleşmek, genleştirmek +(t)ion Lat dilatare [den.] a.a. Lat dis+ lātus geniş, enli, yayvan