diken

diğerkâm

§ Fa dīgar ديگر zbaşka(sı) Fa kām كام zseven, sevgi, arzu (≈ Ave kāma- sevmek << HAvr *kóh₂-mo-s (*kṓ-mo-s) HAvr *keh₂- (*kā-) sevmek )

dijestif

Fr digestif hazmettirici, yemekten sonra içilen likör Lat digerere çözmek, ayırmak, hazmetmek +()tiv° Lat dis+ gerere, gest- kılmak

dijital

Fr/İng digital tamsayılara ilişkin, sayısal İng digit 1 ile 10 arası sayıların her biri, rakam +al° Lat digitus işaret parmağı, genelde parmak << HAvr *diǵ- HAvr *dei̯ḱ- işaret etmek, belirtmek, göstermek

dik

<< ETü tik dik duran, dikey ETü *tirik ETü *tiri- canlı olmak, yaşamak

dik|mek

<< ETü tik- 1. dik kılmak, 2. dik veya sivri bir şey saplamak, iğne ile dikmek ≈ ETü tirig canlı, dik

diken

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
tiken [[diken - sadeleşmiş şeklidir, kurala göre k ikilenmeli ve tikken denilmelidir.]]

<< ETü tikgen delen şey, diken ETü tik- sivri bir şey sokmak, saplamak +(g)An

 dik-

Benzer sözcükler: devedikeni, dikenlenmek


24.12.2015
dikey

TTü dik +(g)Ay

dikit

TTü dik- +Ut

dikiz

Roma dikés bak! Roma dikáva bakmak

dikkat

Ar diḳḳa(t) دقّة z [#dḳḳ fiˁla(t) msd.] incelik, ince olma, rafine olma, detaylı olma, kılı kırk yarma, ince eleyip sık dokuma Ar daḳḳa دَقَّ zufaladı, inceltti

dikotomi

İng dichotomy mantıkta birbirini dışlayan iki seçenek, ikilem EYun diχotomía διχοτοµία zikiye bölme § EYun diχḗ διχή zikiye, ikişer EYun témnō, tom- τέμνω, τομ- zkesmek +ia