dişbudak

distile

Fr distillé damıtılmış Lat distillatus [pp.] damıtmak Lat distillare [den.] damlatmak, (13. yy'dan sonra) damıtmak +()t° Lat dis+ stilla damla

distopya

İng dystopia kötümser ütopya (İlk kullanım: 1868 J. Stuart Mill, İng. filozof.)

distribütör

Fr distributeur dağıtıcı Lat distribuere dağıtmak, bölüştürmek +()tor Lat dis+ tribuere, tribut- tahsis etmek, paylaştırmak Lat tribus oymak, zümre

distrofi

İng dystrophy 1. kötü beslenme, 2. bir organın dolaşım yetersizliğinden ötürü beslenemeyip büzüşmesi, dumura uğrama § EYun dys+ δυς zkötü EYun tréphō τρέφω, τροφ- zbeslemek, beslenmek +ia

diş

<< ETü tış/tiş diş

dişbudak

"malum ağaç, fraxinus" [ Merkez Efendizâde, Bâbûsu'l-Vâsıt, 1555]
ġaḍā [Ar.]: Düş budak دوش بداق ağacı ve kara ağaç.

<< TTü düş budak düz veya eşit dallı

 düş, budak


08.06.2015
dişi

<< ETü tışı/tişi dişi

dişil

TTü dişi +Il

dişlek

TTü diş +lAk

dit|mek

<< ETü tıt-/tit- 1. diş veya pençeyle parçalamak, 2. yün veya pamuk atmak

diva

İt diva 1. tanrıça, 2. operada kadın star << Lat diva [fem.] tanrıça Lat deus tanrı << HAvr *dei̯wó-s tanrı HAvr *di̯ew- güneş, gün