deruhte

derogasyon

Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme Lat derogare 1. bir şeyden pay veya kısıntı talep etmek, 2. (huk.) yasa önergesi sunmak +()tion Lat de+ rogare 1. hitap etmek, 2. sormak, hesap sormak, 3. talep etmek << HAvr *rog- hitap etmek HAvr *h₃reǵ- (*oreǵ-) yöneltmek

derpiş

Fa darpīş در پيش zönde Fa pīş پيش zön

ders

Ar dars دَرْس z [#drs faˁl msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme Aram dəraş, drāş דְרָשׁ z [#drş] yorumlamak, dini metinleri cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi

dersaadet

§ Fa dar در zkapı Ar saˁāda(t) سعادة zmutluluk

dert

Fa/OFa dard درد zelem, keder, hastalık

deruhte

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
meblağ-ı mezbūr hazīneyi elçileriyle göndermeği der ˁuhde edüp

Fa dar ˁuhda giriftan در عهده گرفتن zuhdesine almak, sorumluluğu üstlenmek Ar ˁuhda(t) عهدة zsorumluluk

 der+, uhde


16.04.2015
derun

Fa darūn درون zbir şeyin içi, içyüzü, gönül, kalp Fa andarūn أندرون z

derviş

Fa darvīş/darvēş درويش z1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit << OFa drigūş/dargūş fakir ≈ Ave drigu- a.a.

derya

Fa daryā دريا zdeniz << OFa drayāb a.a. ≈ Ave zraya- a.a.

derz

Fa/OFa darz درز zdikiş, eklem ≈ Ave darəz- dikmek, pekitmek, sağlam kılmak << HAvr *dʰer-ǵʰ- dikiş dikmek, ağaç dikmek, pekiştirmek, tutturmak << HAvr *dʰer-² dikiş dikmek, ağaç dikmek, pekiştirmek, tutturmak

desalinasyon

İng desalination tuzdan arındırma İng de+ saline tuzlu, tuza ilişkin +()tion Lat salinus a.a. Lat sal tuz +in°