denk2

dengbej

Kürd dengbêj şarkıcı § Kürd deng ses Kürd bêj söyleyen, ses veren (Kürd gotin, bêj- söylemek ≈ Ave vak-, vaç- seslenmek, söylemek << HAvr *wekʷ- a.a. )

denge

TTü denk/deng eşit, eşitlik

deniz

<< ETü teŋiz büyük göl, deniz ETü teŋ denk, eşit

denizanası

<< TTü deniz amı yumuşakçalardan malum canlı, medusa

denk1

<< ETü teŋ 1. eşit, eş, denk, gibi (sıfat) 2. eşitlik, terazi (isim) ETü teg- yetişmek, erişmek, eşdeğer olmak +I(g)

denk2

"yük" [ Codex Cumanicus, 1303]
balla - Fa: tang - Tr: tang vel yuk TTü: "... tartı" [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
kızıl gül bir deng mastakī bir deng bunları döğüp eleyeler

≈ Fa tang 1. sıkı, dar, 2. hayvan yükü, ağırlık ETü teŋg terazi

 denk1

Not: Geleneksel görüşe göre sözcüğün "at veya eşek yükü, ikiye bölünerek hayvana yüklenen ağırlık" anlamı Farsçadır. Ancak Farsça makul bir etimolojisi olmayan sözcüğün nihai olarak Türkçe teng "denklik, terazi" ile ilgili olması gerekir.


06.11.2018
denklem

TTü denkle- +Im

denli

<< TTü deŋlü denli, kadar TTü deŋ denk, ölçü, eşlik +lI(g)

denominasyon

Fr/İng denomination 1. ad koyma, adlandırma, 2. kıymetli evrakın üzerinde yazılı itibari değer, 3. (Amer.) dini topluluk, mezhep Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak, lakap vermek +(t)ion Lat de+ nominare [den.] ad vermek (Lat nomen, nomin- isim )

densiz

<< ETü teŋsiz uygunsuz, münasebetsiz ETü teŋ uygun, denk +sIz

dental

İng dental dişe ilişkin Lat dentalis a.a. Lat dens, dent- diş +al° << HAvr *od-ónt-s) a.a. << HAvr *h₃ed-¹ (*od-) ısırmak