denk1

deneyim

YTü deney +Im

dengbej

Kürd dengbêj şarkıcı § Kürd deng ses Kürd bêj söyleyen, ses veren (Kürd gotin, bêj- söylemek ≈ Ave vak-, vaç- seslenmek, söylemek << HAvr *wekʷ- a.a. )

denge

TTü denk/deng eşit, eşitlik

deniz

<< ETü teŋiz büyük göl, deniz ETü teŋ denk, eşit

denizanası

<< TTü deniz amı yumuşakçalardan malum canlı, medusa

denk1

ETü: "eş" [ Uygurca Budist metinler, <1000]
bodısatvlarnıŋ köŋüli birle teŋ köŋülig bulmakı erür [bodhisattvaların aklına eş bir akıl elde eder] ETü: "... uygun" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
teŋsizde tegirmen turgursa yarağsızda yar barır [uygunsuzdan değirmen yapsa faydasızdan değirmen kolu gelir]

<< ETü teŋ 1. eşit, eş, denk, gibi (sıfat) 2. eşitlik, terazi (isim) ETü teg- yetişmek, erişmek, eşdeğer olmak +I(g)

 değ-

Not: ETü teg > TTü dek "gibi, kadar" edatının varyant biçimi iken anlam ayrışmasına uğramıştır.

Benzer sözcükler: dengi dengine, denklemek, denkleşmek, denkleştirmek, denklik, kafa dengi

Bu maddeye gönderenler: dek1 (değin, işte, nite), dene- (denek, denet, deney), denge, denk2, denklem, denli, densiz


06.11.2018
denk2

≈ Fa tang 1. sıkı, dar, 2. hayvan yükü, ağırlık ETü teŋg terazi

denklem

TTü denkle- +Im

denli

<< TTü deŋlü denli, kadar TTü deŋ denk, ölçü, eşlik +lI(g)

denominasyon

Fr/İng denomination 1. ad koyma, adlandırma, 2. kıymetli evrakın üzerinde yazılı itibari değer, 3. (Amer.) dini topluluk, mezhep Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak, lakap vermek +()tion Lat de+ nominare [den.] ad vermek (Lat nomen, nomin- isim )

densiz

<< ETü teŋsiz uygunsuz, münasebetsiz ETü teŋ uygun, denk +sIz