dem1

delil

Ar dalīl دليل z [#dll faˁīl sf.] 1. yol gösteren, kılavuz, 2. kanıt Ar dalla دلّ zyol gösterdi, işaret etti

delirium

Lat delirium [dev.] aklını yitirme Lat delirare [f.] çığırından çıkmak Lat de+ līra sabanın toprakta açtığı iz, evlek << HAvr *lói̯seh₂ (*lói̯sā) HAvr *lei̯s- iz

delişmen

TTü deliş-/delleş- delirmek +mAn

delta

EYun délta δέλτα z1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, Δ, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (≈ Aram dāləth דלת zkapı, Arami alfabesinin dördüncü harfi, ד ≈ Akad daltu kapı )

dem(o)+

Fr démo+ İng demo+ [bileşik adlarda] halk, ulus EYun dêmos δῆμος z1. diyar, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk, ahali EYun daíō δαίω zbölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak << HAvr *deh₂- (*dā-) bölmek, pay etmek

dem1

dem vurmak "«nefes vurmak», söz etmek" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
aŋa karşu müddeˁī dem urmaya [ona karşı davacılar söz söylemeye] "an, zaman" [ Danişmend-Name, 1360]
bir dem içinde anlardan ellisin kılıçdan geçürdi (...) Ol dem içre uykuda gördi gözi (...) Bu demlerde sabır kılmaz tahammül [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
kesret-i aˁdād ve vefret-i efrād-i ecnādden dem urup [sayıların azlığından ve düşman ordusunun çokluğundan söz edip] dem çekmek [ Asım Ef., Kamus-ı Muhit terc., 1800]
dem çekmek, bülbül gibi hoş sadalı kuşların öttükleri sırada zemzemelerini kesmeyip uzatmaları. "... çay kıvamı" [ TDK, Türkçe Sözlük, 5. Baskı, 1969]
dem: (...) 4. Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından tavı. (...) demlemek, demli

Fa/OFa dam دم z1. nefes, soluk, 2. an, zaman ≈ Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme

Not: “Vakit” anlamı ikincil olup Farsça “soluklanmak, es vermek” anlamında dam χōrdan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. • Çaya ilişkin kullanımı “soluklanmak, vakit geçirmek” anlamında demlenmek fiilinden türetilmiş olmalıdır.

Benzer sözcükler: dem çekmek, dem vurmak, demlenmek, demli, demlik, hemdem, her dem

Bu maddeye gönderenler: dembedem, demin


09.09.2017
dem2

Ar dam دم z [#dm] kan (≈ Aram dām, dəmā דמא za.a. ≈ İbr dām דם za.a. ≈ Akad dāmu a.a. )

demagog

Fr démagogue halkı galeyana getiren EYun dēmagōgós δημαγωγός zhalk-güden, a.a. § EYun dêmos δῆμος zhalk, ahali EYun agōgós αγωγός zönder, öncü (EYun ágō άγω zgütmek, sürmek, sevketmek )

demans

Fr démence aklını kaybetme, bunama Lat dementia a.a. Lat de+ mens, ment- akıl

demarke

Fr démarquer 1. işaret veya markayı kaldırmak, 2. sporda markajdan kurtulmak Fr de+ marquer işaretlemek

demarş

Fr démarche [dev.] girişim, gidiş, süreç Fr démarcher yürüyüp gitmek (esk.) Fr de+ marcher yürümek