debdebe

de fakto

Lat de facto fiilen, fiilî § Lat de -den, ile (edat) Lat factum fiil, edim, olgu

de jure

Lat de iure hukuken § Lat de -den, ile (edat) Lat ius, iur- kanun, hukuk

de|mek

<< ETü tē- söylemek

dealer

İng dealer pay eden, alıp satan, tacir İng deal pay etmek, alıp satmak +er << Ger *dailjan pay etmek, bölüştürmek << HAvr *dʰail- a.a.

debbağ

Ar dabbāġ دبّاغ z [#dbġ] deri sepileyen

debdebe

"davul sesi" [ Selanikli Mustafa Ef., Tarih-i Selanikî, 1600]
debdebe-i ṭabl ve naḳḳāre-i salṭanāt çalınup [ Meninski, Thesaurus, 1680]
debdebet: Strepitus qui excitatur tympano [davul sesi] & tympanum ex olla [bir tür davul. [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
debdebe: Gürültü, haşmet, saltanat

Ar dabdaba(t) دبدبة z [#db faˁfaˁa(t) q. msd.] sert ayak sesi, at nalı sesi, davul sesi onom dabdaba دبدب z

Benzer sözcükler: debdebeli


22.12.2014
debelen|mek

ETü tep- +AlA-

debi

Fr débit [dev.] 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi Fr débiter [den.] tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak Nor de+ *biti kütük, kalın ağaç gövdesi

debil

Fr débile 1. güçsüz, sakat, özürlü, 2. psikolojide 80'den düşük IQ sahibi Lat debilis sakat, güçsüz Lat de+ habilis alışık, muktedir

debloke

Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak, blokaj kaldırmak Fr de+ bloquer tıkamak

debriyaj

Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj Fr de+ braie mil, değirmen mili +age