dealer

dazlak

(ETü tazla- kelleşmek ) ETü taz kel +lAk

de

<< ETü tākı ve

de fakto

Lat de facto fiilen, fiilî § Lat de -den, ile (edat) Lat factum fiil, edim, olgu

de jure

Lat de iure hukuken § Lat de -den, ile (edat) Lat ius, iur- kanun, hukuk

de|mek

<< ETü tē- söylemek

dealer

"borsada alım satım görevlisi" [ Milliyet - gazete, 1987]
Gerektiğinde pozisyon ve kâr amacını hep ön planda gören ve adına 'dealer' denen elemanlar arıyor. "... kumarda kâğıt dağıtıcı" [ Hürriyet - gazete, 2007]
Casinolardaki profesyonel dealer’lar gibi kağıtları uçurup şov yapmıyorum

İng dealer pay eden, alıp satan, tacir İng deal pay etmek, alıp satmak +er << Ger *dailjan pay etmek, bölüştürmek << HAvr *dʰail- a.a.


29.09.2017
debbağ

Ar dabbāġ دبّاغ z [#dbġ] deri sepileyen

debdebe

Ar dabdaba(t) دبدبة z [#db faˁfaˁa(t) q. msd.] sert ayak sesi, at nalı sesi, davul sesi onom dabdaba دبدب z

debelen|mek

ETü tep- +AlA-

debi

Fr débit [dev.] 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi Fr débiter [den.] tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak Nor de+ *biti kütük, kalın ağaç gövdesi

debil

Fr débile 1. güçsüz, sakat, özürlü, 2. psikolojide 80'den düşük IQ sahibi Lat debilis sakat, güçsüz Lat de+ habilis alışık, muktedir