dazlak

dayanak

TTü dayan- +(g)Ak

dayanık

TTü dayan- +Uk

dayanış|mak

TTü dayan- +Iş-

daye

Fa dāya/tāye دايه zlala, çocuk bakıcısı, sütanne << OFa dāyag a.a.

dayı

<< ETü taġay annenin erkek kardeşi

dazlak

ETü: tazlamak [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
tāz: al-aḳraˁ [kel] (...) tazlādı TTü: [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
ve başınuŋ öni dazlak ola TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
damdazlak: çırçıplak [Maraş Türkmenleri lisanında] "(Almanya'da) Neo-nazi serseri" [ Cumhuriyet - gazete, 1994]
Almanya'da dazlak vahşeti

(ETü tazla- kelleşmek ) ETü taz kel +lAk

Benzer sözcükler: daz, dımdızlak


11.01.2016
de

<< ETü tākı ve

de fakto

Lat de facto fiilen, fiilî § Lat de -den, ile (edat) Lat factum fiil, edim, olgu

de jure

Lat de iure hukuken § Lat de -den, ile (edat) Lat ius, iur- kanun, hukuk

de|mek

<< ETü tē- söylemek

dealer

İng dealer pay eden, alıp satan, tacir İng deal pay etmek, alıp satmak +er << Ger *dailjan pay etmek, bölüştürmek << HAvr *dʰail- a.a.