davlumbaz

daüssıla

Ar dāu'ṣ-ṣila(t) داء الصلة zsıla hastalığı, sıla hasreti § Ar دَا zhastalık, acı Ar ṣila(t) صِلَة zvuslat

dava

Ar daˁwāˀ دعواء z [#dˁw faˁal msd.] talep, iddia, meydan okuma Ar daˁā دَاعَ zçağırdı

davar

<< ETü tavar 1. sığır, koyun, 2. mal, mülk

davet

Ar daˁwa(t) دعوة z [#dˁw faˁla(t) msd.] çağırma, çağrı Ar daˁā دَعَا zçağırdı

davetiye

Ar daˁwa(t) davet +īya(t)1

davlumbaz

"atın göğüs zırhı" [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
baχup iki at gördü ol ḳazılu / eyerlü uyanlu ṭablbāzlu "davul" [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
ṭavlumbāz urup yundları [atları] ürkütdi "gemi çarkı siperi" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
davlumbaz طاولمباز: Çarhı yandan olan vapurlarda çarhların döndükleri mahalli örtmek üzere vapurun iki tarafında bulunan cesīm nısfıddaire [yarım daire]. "duman siperi" [ Cumhuriyet - gazete, 1945]
Davlumbaz, hava borusu ve baca yaptırılacaktır.

Fa tabl-bāz davul çalan, davulcu Fa/Tü tabl/ṭawl davul

 davul, +baz

Not: Burada "davul" anlamındadır. Türkçede çalgı çalan kişi adının çalgıya aktarıldığı görülür. Karş. borazan.


24.08.2017
davran|mak1

<< ETü tavran- hızlı ve canlı hareket etmek ETü tavra- çevik olmak +In- ETü *tabır/*tapır hızlı? +(g)A-

davran|mak2

Ar ṭawr طور ztavır

davudi

Ar dāwūdī داوودى z [nsb.] Davut gibi gür ve kalın sesli öz Dāwūd داوود zKuran'da peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı İbr dāwīd דויד z [#dwd] sevilen, dost, Davut

davul

Ar ṭabl طبل z [#ṭbl] 1. davul, özellikle savaş davulu, 2. tabla, dairesel ve yassı tepsi ≈ Fa tabal a.a.

daya|mak

<< Etü taya- yaslamak, isnat etmek ETü tay +(g)A-