darağacı

+dar

Fa +dār دار z[bileşik adlarda] tutan, sahip olan, -li, -ci Fa/OFa dāştan, dār- داشتن, دار ztutmak, sahip olmak, malik olmak EFa dāraya- a.a. ≈ Ave dar- a.a. << HAvr *dʰer-2 sıkı tutmak

dar1

<< ETü tār geniş olmayan, sıkı

dar2

Ar dār دار z [#dwr] barınak, konut, yurt ≈ Ar dāra دار zdöndü, çevirdi (≈ Aram dūrā דורא z [#dwr] yerleşim, oba ≈ Akad dāru a.a. )

dara

İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan kap payı Ar ṭarḥa(t) طرح z [#ṭrḥ faˁla(t) mr.] atılan şey, çıkartma, tarhiyat Ar ṭaraḥa attı, çıkardı

daraba

Ar darrāba(t) درّابة z [#drb] kepenk, ahşap paravan ≈ Ar darb درب zkapı, özellikle kale kapısı veya dağ geçidi ≈ OFa darbāzag eşik, kapı, bâb Akad tarbāṣu 1. ağıl, avlu, 2. kral sarayı (= Alm Hof)

darağacı

dar [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
beni bazarda iletdiler, kollarımdan dâra asakodılar. dar ağacı [ Meninski, Thesaurus, 1680]
dār & dārağacı: Patibulum.

Fa/OFa dār/dar دار z1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı ≈ Ave dāru- ağaç ≈ Sans dáru a.a. << HAvr *dóru- ağaç, özellikle meşe ağacı ≈ HAvr *drew- sağ, sağlam, doğru

Not: Türkçe deyim "ağaç ağacı" anlamındadır. Aynı HAvr kökten EYun dóry/déndron, İng tree "ağaç".

Bu maddeye gönderenler: darülfülfül (falafel), tarçın


15.11.2019
daral

TTü daral-

darbe

Ar ḍarba(t) ضربة z [#ḍrb faˁla(t) mr.] vuruş, vurgu Ar ḍaraba ضَرَبَ zvurdu

darbımesel

Ar ḍarbu maṯal ضرب مثل zhikâyenin son cümlesi, kıssadan hisse, özlü söz § Ar ḍarb ضرب zvuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı Ar maṯal مثل zmasal, kıssa

darbuka

≈ Ar darabukka دربكّ zbir tür küçük davul (Mıs.)

dareyn

Ar dārayn دارين z [dual.] iki evler, dünya ve ahiret Ar dār دار z [#dwr] ev, diyar +ayn