danış|mak

+dan2

Fa dān دان zbilen Fa dānistan دانستن zbilmek, tanımak, haberdar olmak << EFa dan-, dast- bilmek (≈ Ave zan- a.a. ) << HAvr *ǵneh₃- (*ǵnō-) a.a.

dana

≈ OTü tana bir yaşında sığır yavrusu İr *daēnu a.a. (Kaynak: Mayrhofer 797)

dandik

~? Fr dandin İng dandy fazlaca nazik ve kibar kimse

dandini

çoc dan-din

dangalak

onom dangıl/dıngıl oynama ve sallanma sesi +AlAk

danış|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
olar ékki söz tanuşdı [onlar karşılıklı söz söyledi] TTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ṭanışmak: al-maşwara [meşveret, istişare Oğuz ve Türkmen dilinde]] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
danişmak طانشمق: Consilium capere, consulere [müşavere etmek, danışmak].

<< ETü tanuş- (karşılıklı) konuşmak, söyleşmek ETü tanu- konuşmak, söylemek +Iş-

 tanı-

Not: 19. yy'da marjinalleşmiş bir fiil iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. TTü danış- ve tanış- biçimlerinin 17. yy'dan sonra ayrıştığı anlaşılıyor.

Benzer sözcükler: danışılmak, danışma, danıştay

Bu maddeye gönderenler: danışık, tanık


30.09.2017
danışık

TTü danış- konuşmak, istişare etmek +Uk

danışman

Fa dānişmand bilgi sahibi, alim

daniska

öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir kent

danişment

Fa dānişmand دانشمند zbilge, alim Fa dāniş bilgi, ilim << OFa dānişn a.a. OFa dān- bilmek

dank

onom rezonanslı darbe sesi