dalak

daksil

marka Daksil TTü daktilo silgisi [abb.]

daktilo

Fr dactylo [abb.] Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı § EYun dáktylos δάκτυλος zparmak EYun graphḗ γραφή zyazı

dal

<< ETü tāl ağaç dalı

dal|mak

<< ETü tal- 1. çarpılmak, (bir şeye) çarpmak, 2. hastalanmak, özellikle sara veya akıl hastalığına tutulmak, sevdalanmak

dala|mak

<< OTü tala- (köpek) ısırmak, (ısırgan otu) yakmak

dalak

ETü: "bir organ" [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
talāḳ: aṭ-ṭiḥāl [dalak] TTü: "... bir hastalık" [ Mercimek Ahmed, Kâbusname terc., 1432]
ya karnın ya kasığın el ile bassınlar, eger kocunur ya ağrır yiri varsa maˁlūmdur ki ya yüregi ağrır ya dalağı vardur.

<< ETü talak 1. sevda, melankoli, 2. bir organ, dalak ETü tal dalak +Ak ≈? ETü tal- 1. çarpılmak, 2. cinnet getirmek, aklını yitirmek (Kaynak: OTWF I.75.)

 dal-

Not: M. Erdal ETü tal- fiilinden, T. Tekin ("OTWF Üzerine Notlar", 1993) ise eş anlamlıtal adından türetir. Biçimbilimsel açıdan Tekin tatmin edicidir; ancak Erdal'ın işaret ettiği anlam bağı ilgi çekicidir. Karş. İng spleen "1. dalak, 2. melankoli ve cinnet." Fr rate "1. dalak, 2. colère, mauvaise humeur".


10.04.2019
dalalet

Ar ḍalāla(t) ضلالة z [#ḍll faˁāla(t) msd.] yoldan çıkma, azma, sapma, sapkınlık Ar ḍalla ضَلَّ zsaptı, yanlış yola gitti

dalaş|mak

OTü tala- ısırmak +Iş-

dalga

<< OTü talkaġ/talkan denizde çırpıntı, dalga OTü *talka- çırpınmak, çalkalanmak +I(g) ETü tal- çarpmak, çırpmak

dalgıç

TTü dal- +(g)Iç

dalkavuk

<? TTü dal-/dala- çarpmak, çırpmak