dağlıç

dağdağa

Ar daġdaġa(t) دغدغة z [#dġ faˁfaˁa(t) q. msd.] 1. gıdıklanma, gıcık, 2. anlaşılmaz söz, kafa karışıklığı, 3. kargaşa, teşviş onom daġdaġa دَغْدَغَ zgıdıkladı, anlaşılmaz şekilde konuştu vb.

dağıl|mak

≈ ETü tarıl- dağılmak ETü tar- yaymak, dağıtmak +Il-

dağıt|mak

<< ETü tarıt- tohum saçmak, ekin ekmek veya ektirmek ETü tar- saçmak, dağıtmak

daği

Ar ṭāġī طَّاغِي z [fāˁil fa.] azgın, isyancı, tuğyan eden Ar ṭaġā azı, taştı

dağla|mak

<< ETü daġla-/taġla- kızgın demirle damgalamak Fa/OFa dāġ kızgın demirle vurulan damga +lA- ≈ Ave daχa- yakmak << HAvr *dʰegʷʰ- a.a.

dağlıç

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
dalıç: Soya soy katılmış hayvan. Dalıç koyun: melez. [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
dalıç: Koyun cinsi. Beyazdır. Eskişehir, Afyon Karahisar, Akşehir ve civarında yetişir.

<? TTü dağla-

 dağla-


04.08.2015
daha

<< TTü daχı keza, dahi

dahi1

<< TTü daḳı/daχı keza, ve [bağlaç], daha [zarf] << ETü takı a.a. ETü tak- eklemek +I(g)

dahi2

Ar dāhi داهٍ z [#dhy fāˁil fa.] kıvrak zekâlı, tedbirli, zeyrek Ar dahā دها‎ zkıvrak zekâlı idi

dahil1

Ar daχl دَخْل z [#dχl faˁl msd.] 1. girme, giriş, 2. getiri, gelir, verim, 3. sövme, sözlü saldırı Ar daχala دَخَلَ zgirdi

dahil2

Ar dāχil داخل z [#dχl fāˁil fa.] giren, duhul eden, içinde olan Ar daχala دَخَلَ zgirdi