düve

düşün|mek

≈ ETü tüşe- hayale dalmak, düşlemek ETü tüş rüya, hayal +(g)A-

düşünce

TTü düşün- +çA

düt

onom düt üfleme sesi, düdük sesi

düt|mek

<< TTü düdükle-

düttürü

TTü düttür-

düve

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
tüge [iki yaşına ulaşan buzağı]

<< ETü tüge buzağının büyüğü, dana


25.02.2015
düvel

Ar duwal دول z [#dwl fuˁal çoğ.] devletler Ar dawla(t) دولة z [t.]

düven

Yun dukánion δουκάνιον zekini kabuğundan ayırmak için kullanılan cihaz, düven << EYun tykánē τυκάνη za.a. +ion EYun týkos τύκος ztaşçı keskisi, balta

düver

Yun dokárion δοκάριον z [küç.] Yun dokós δοκός zkalın direk, mertek +arion << EYun dokós/dokíon a.a. EYun dékomai δέκομαι züstüne almak, kabul etmek << HAvr *deḱ- almak, kabul etmek

düyun

Ar duyūn ديون z [#dyn fuˁūl çoğ.] borçlar Ar dayn دين z [t.] borç Ar dāna دَانَ z1. borç aldı, borç verdi, 2. yargıladı, hükmü altında aldı

düz

<< ETü tüz barışık, uyumlu, düzenli, düzgün ≈ ETü tüz- sıraya koymak, dizmek, düzenlemek