dürüst

dür|mek

<< ETü tür- top veya rulo yapmak, bohça etmek <<? ETü tevür- döndürmek

dürbün

Fa dūrbīn دوربين zuzağı gören § Fa dūr دور zuzak Fa bīn بين zgören

dürt|mek

<< ETü türt- yağ sürmek <? ETü tür- dürmek, toplamak +It-

dürtü

TTü dürt- +I(g)

dürüm

TTü dür- +Im

dürüst

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
teŋ ese teŋedi durustḳa bädäl [ Codex Cumanicus, 1303]
rectus [doğru]: Fa: drust - Tr: χoni [köni]

Fa drust درست zdoğru, düz << OFa druwişt/druşt a.a. << EFa *druv-işta- en doğru, tam doğru EFa duruva- [sup.] doğru << HAvr *drewh₂- (*drew-) sağ, sağlam, doğru

Not: Aynı HAvr kökten İng true "doğru" ve bunun superlativ halinden trust "güven". Her iki sözcük Ger *treuw- "düz, doğru, sağ" kökünden gelir. • Aynı HAvr kökünden Lat durus "sert, sağlam".


09.04.2015
dürzü

Ar durzī درزى z [nsb.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu öz Muḥammad İsmāil al-Darzī Dürzi dininin kurucusu (ö. 1019) Fa darzī درزى zterzi

düstur

Ar dustūr دستور z [#dstr q.] 1. yasa, kural, ilke, 2. baş vezir Fa dastūr دستور zferman

düş

<< ETü tǖş 1. durma, durak, 2. dinlenme, uyku, 3. rüya ≈ ETü tül rüya

düş|mek

<< ETü tüş- 1. inmek, konmak, durmak, 2. düşmek

düşes

Fr duchesse dükün eşi; bir tür ipekli kumaş << OLat ducissa [fem.] Lat dux, duc- dük