düldül

düğme

<< ETü tügme düğüm ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +mA

düğüm

≈ ETü tügün düğüm ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +Im

düğün

<< ETü tügün düğüm, akit ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +In

dük

Fr duc İt duca komutan, önder, bir soyluluk unvanı << Lat dux, duc- kömutan, önder, Roma İmparatorluğunda bir askeri rütbe Lat dūcere yöneltmek, yönetmek, önderlik etmek << HAvr *dewk- a.a.

dükkân

Ar dukkān/dukān دكّان/دكان z [#dkn] platform, seki, tezgâh, özellikle çarşı içinde satış yeri Aram dūkanā דוכנא zplatform, seki Akad dakkannu a.a. Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform

düldül

"Hz. Ali'nin katırı" [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Şāh-ı merdān ˁAlinüŋ Düldülinüŋ eyeri ağaç "kötü at, külüstür otomobil" [ Cumhuriyet - gazete, 1955]
'Benim Düldül şurada' diyordu ... bindiğimiz külüstür otomobili

Ar duldul دلدل z [#dl fuˁfuˁ q.] 1. oklu kirpi, 2. Hz. Ali'nin katırının adı


24.08.2017
dülger

Fa durūdgar/durūgar دروگر zmarangoz, biçici § Fa durūd درود z1. biçilmiş, kesilmiş, 2. biçilmiş ağaç, kereste (Fa durūdan درودن zbiçmek, kesmek ) Fa gar/kar گر/كر zyapan

dümbelek

Ar/Fa tabl طبل zdavul

dümbük

≈ Fa tambuk تنبك zdavul, dümbelek, tulum (çalgı) ≈? TTü tablek/deblek dümbelek

dümdar

Fa dumdār دمدار zkuyruklu, kuyruk tutan Fa/OFa dumb kuyruk

dümen

Ven timón gemi dümeni [İt timone] (Kaynak: LF sf. §650)Lat tēmō at arabasının oku (Kaynak: EM sf. 1200)