düğme

dübür

Ar dubr دبر z [#dbr fuˁl ] 1. arka taraf, kıç, 2. makat Ar dabara دبر zarkadan geldi, ters idi

düden

<< OTü düden boğaz, girdap onom düt/tüt üfleme sesi

düdük

<< ETü tütek üflenen şey, büzük ağıza benzer şey onom düt/tüt üfleme sesi, düdük sesi

düello

İt duello ikili çatışma << Lat duellum/bellum savaş

düet

Fr duette müzikte ikili İt duetto İt due iki +et°

düğme

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
dügme: az-zirr [şerit ucunu düğümleyerek yapılan gömlek bağı] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
dögme: Globulus vestiarius [giysi düğmesi] (...) dügmelerin çözmek TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
düğme: (...) Ufak ur gibi yumru ve çıban TTü: elektrik düğmesi [ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Bu söz elektrik düğmesine basmış gibi herifi yerinden oynattı TTü: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
düğme: (...) meme başı.

<< ETü tügme düğüm ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +mA

Not: Bugünkü anlamda giysi düğmesi Osmanlı ülkesinde 16. yy'da yaygınlaşmıştır.

Benzer sözcükler: düğmeye basmak, elektrik düğmesi, kumanda düğmesi

Bu maddeye gönderenler: düğüm (düğün)


07.07.2015
düğüm

≈ ETü tügün düğüm ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +Im

düğün

<< ETü tügün düğüm, akit ETü tüg- bağlamak, düğümlemek +In

dük

Fr duc İt duca komutan, önder, bir soyluluk unvanı << Lat dux, duc- kömutan, önder, Roma İmparatorluğunda bir askeri rütbe Lat dūcere yöneltmek, yönetmek, önderlik etmek << HAvr *dewk- a.a.

dükkân

Ar dukkān/dukān دكّان/دكان z [#dkn] platform, seki, tezgâh, özellikle çarşı içinde satış yeri Aram dūkanā דוכנא zplatform, seki Akad dakkannu a.a. Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform

düldül

Ar duldul دلدل z [#dl fuˁfuˁ q.] 1. oklu kirpi, 2. Hz. Ali'nin katırının adı