civa2

cirit

Ar carīd جريد z [#crd faˁīl sf.] kabuğu soyulmuş hurma dalı, sırık Ar carada جَرَدَ zsoydu, kabuğunu sıyırdı

cirm

Ar cirm جِرْم z [#crm fiˁl ] cüsse, hacim, gövde (≈ İbr gerem גרם zkemik ≈ Aram garmā גרמא za.a. )

ciro

İt giro 1. dönüş, döngü, 2. ticarette bir senedi başkasına devretme << OLat gyrus a.a. EYun gýros γύρος zdönüş, döngü, tekerlek

cisim

Ar cism جسم z [#csm fiˁl ] beden, gövde ≈ Aram gūşmā, gişmā גּוּשְׁמָא z [#gşm] a.a.

civa1

Fa jīva/cīva ژيوه/جيوه zsıvı metal, civa << OFa jīvak/cīvag 1. canlı, 2. civa << EFa jīva- canlı olmak

civa2

[ Meninski, Thesaurus, 1680]
cevv i.q. hevā: Aer, seu spatium inter terram coelumque medium [hava, yerle gök arasındaki alan]. Pl. civā. havaciva "boş şey (argo)" [ Cumhuriyet - gazete, 1933]
Bu mecmua on muharrire havacıva yazdıran bir sürü neşriyatın topyekunundan daha (...) "kökünden kırmızı boya elde edilen bir bitki, alkanna tinctoria" [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
havacıva: 1. Köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. 2. Değer ve önemi olmayan.

Ar ciwāˀ جواء z [#cww fiˁāl çoğ.] havalar Ar caww جوّ z [t.] hava


22.07.2014
civan

Fa cavān/cuvān جَُوان zgenç, delikanlı, yiğit << OFa yavān/yuvān a.a. ≈ Ave yvan- a.a. << HAvr *h₂i̯uh₁en- (*ai̯ūen-) a.a. HAvr *h₂ói̯u- (*aói̯u-) genç olma, canlılık

civanmert

Fa cuvān-mard جوان مرد zdelikanlı, yiğit, cömert kimse

civar

Ar ciwār جوار/جُوار z [#cwr fiˁāl msd.] mücavir olma, komşu veya bitişik olma Ar cāra جار zsaptı, dolandı, doğru yoldan ayrıldı

civata

Ven giavéta [küç.] anahtarcık [İt. chiavetta] Ven giàve anahtar [İt. chiave] +et° Lat clavis a.a.

civciv

onom civ/civil kuş sesi