bul|mak

bukalemun

Ar bū ḳalamūn بو قلمون z«kalemun babası», bir tür sürüngen § Ar بو zbaba EYun χamailéōn χαμαιλέων z«bodur aslan», bukalemun (§ EYun χamaí χαμαί zyere ya da toprağa yakınlık bildiren, toprak (<< HAvr *ǵʰm̥m-ai̯ toprağa (dativ) ) EYun léōn λέων zaslan )

buke

Fr bouquet 1. çalı yumağı, çiçek demeti, 2. çiçek rayihası, 3. şarap rayihası << EFr bosquet [küç.] çalılık EFr bosc orman Ger << HAvr *bʰuH- (*bʰū-) yetişmek, (bitki) büyümek

buket

Fr bouquette [küç.] küçük çiçek demeti Fr bouquet çiçek demeti +et°

bukle

Fr bouclé [pp.] tokalı, halkalı Fr boucle toka << Lat buccula [küç.] miğferin çene kayışı Lat bucca ağız +ul°

buklet

İng booklet kitapçık İng book kitap << Eİng bôk a.a. Ger *bôk-s tablet, levhası

bul|mak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
köl tigin er at bultı [Kül Tigin erkek adına nail oldu] ETü: [ Chuastuanift, <900]
yılkıka barımka bulup [davara mülke kavuşup] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol yarmak bulşdı [[para buldu]], olar ékki bir birig buluşdı [ikisi birbirini buldu] (...) yitük bulundı [kayıp bulundu]

<< ETü bul- 1. nail olmak, edinmek [geçişsiz fiil], 2. bulmak [geçişli fiil]

Not: ETü /l/ ile biten fiillerin genel olarak geçişsiz anlam taşıma eğilimi uyarınca erken örneklerde "nail olmak, kavuşmak" anlamları görülürken Kaşgarî'de geçişli anlam kazanmıştır.

Benzer sözcükler: buldumcuk, buldurmak, bulunmak, bulundurmak, buluşmak, buluşma, buluşturmak

Bu maddeye gönderenler: bulgu, bulmaca, buluntu


17.03.2015
bula|mak

<< ETü bulġa- 1. karıştırmak, bulandırmak, 2. (su) kaynamak

bulak

ETü bulak pınar, yerden kaynayan su << ETü bulġak kaynama, kaynaşma ETü bula-/bulġa- kaynamak +Uk

bulamaç

ETü bulġama unlu haşlama yemeği ETü bulġa- karıştırmak, pişirmek +(A)mAç

bulan|mak

<< ETü bulġan- 1. berraklığını yitirmek, 2. kaynamak ETü bulġa- +In-

bulaş|mak

ETü bulġa- karıştırmak, bulandırmak +Iş-