berrak

berkelyum

YLat berkelium yapay bir element (İlk kullanım: 1949 Glenn Seaborg v.d., Amer. fizikçiler.) öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite +ium

berkemal

Fa bar kamāl بركمال zkemal ile, kusursuz halde Ar bar+ kamāl كمال ztamlık, kusursuzluk

berkit|mek

<< ETü berkit- sağlamlaştırmak, pekiştirmek ETü berk +It-

bermuda

İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort öz Bermuda Atlantik'te bir ada öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif

bermutat

Fa bar muˁtād برمعتاد zalışıldığı üzere Ar bar+ muˁtād معتاد zalışılmış, adet olmuş

berrak

"parlak" [ Merkez Efendizâde, Bâbûsu'l-Vâsıt, 1555]
dumlas [Ar.]: Berrāḳ olan yalabık [parlak] nesne. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
berrāḳ: Fulgens, coruscans [parıldayan, kıvılcımlı]. "... duru" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
berrāḳ: (...) 2. Bulanık olmayan, durulmuş, saf; berrak su, berrak hava. (Bu ikinci mana Türkçeye mahsusdur.)

Ar barrāḳ برّاق z [#brḳ faˁˁāl mesl.] parlak, ışıldayan Ar baraḳa برق zparladı, ışıldadı, şimşek çaktı

 berk2

Not: Arapçada "parlak" anlamına gelen sözcük güncel Türkçede farklı anlam kazanmıştır.


14.11.2019
bert|mek

<< ETü bert- yaralamak ETü bez yara kabuğu +It-

bertaraf

Fa barṭaraf kardan برطرف كردن zbir yana koymak Ar bar+ ṭaraf طرف z

berzah

Ar barzaχ برزخ z [#brzχ q.] 1. Kuran'a göre ölümle kıyamet arasındaki süre, 2. (mec.) aralık, ayıraç; darlık, sıkıntı OFa barzaχ ≈ Ave barəz-aŋhvā yüksek-alem, tanrılar dünyası

beserek

≈ Fa bīsurāk genç deve, eşek yavrusu

besin

OTü bés/bési hayvan semirtme +In