belli

belki

Fa bal ki بل كه zhatta, o kadar ki

belladonna

İt belladonna eczacılıkta kullanılan zehirli bir bitki, atropa belladonna, güzelavrat otu § İt bella güzel İt donna hanımefendi

belle|mek

<< TTü bellü bil-/bellüle- ayan ve aşikâr bilmek, teşhis etmek +lA- TTü bellü belli, belirli << ETü belgülig

bellek

TTü belle- bilmek, sanmak +Uk

belleten

<? TTü bellet- öğretmek, ezberletmek +(g)An

belli

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
belgü: al-amāra wa'l-ˁalāma [emare ve alamet] (...) belgülüg neŋ [aşikâr olan şey], boldāçı buzaġu öküz ara belgülüg [olacak buzağı öküz arasında bellidir] TTü: [ Şeyyad Hamza, Dastan-ı Yusuf terc., <1348]
bileyüm bellü baŋa söyle sözin TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
bellü: maˁhūd (...) bellü e.: ˁayān e. (...) bellü başlı

<< ETü belgülig işaretli, belirli, malum ETü belgü işaret, alamet +lI(g)

 belge

Benzer sözcükler: belli başlı, belli belirsiz, besbelli


19.01.2018
belma

Ar balmāˀ [#blm faˁlā ] dolunay OFa purmāh a.a.

beluga

Rus beluga белуга zyumurtasından havyar elde edilen mersin balığı Rus belıy бе́лый zbeyaz << HAvr *bʰēlHs (*bʰēls) HAvr *bʰel-² yanmak, ışımak

bemol

Fr bémol müzik pesleştirme işareti İt B molle yumuşak B << Lat mollis yumuşak

ben1

<< ETü ben/men birinci tekil şahıs zamiri

ben2

<< ETü beŋ/meŋ 1. kuş yemi, 2. ciltte benek ≈ Fa ban tanecik, tohum