belle|mek

bel2

Fa bīl بيل zbir tarım aleti, kürek

belle|mek

[ Kul Mes'ud, Kelile ve Dimne terc., <1347]
ol işi bellü bilmeyince iş işlemen TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
bellemek: Belli öğrenmek, hıfz, ezber etmek, zihne komak. [ Ahmed b. Abdülcebbar, Tuhfetü'l-Letaif, 1493]
ilerüki ümmetler zahmetler gördiler yol bellüleyince [eski toplumlar yolu bulmakta/bilmekte zorluk çektiler]

<< TTü bellü bil-/bellüle- ayan ve aşikâr bilmek, teşhis etmek +lA- TTü bellü belli, belirli << ETü belgülig

 belge

Benzer sözcükler: bellenmek, belletmek, belletmen

Bu maddeye gönderenler: bellek, belleten


29.12.2015