belen

belagat

Ar balāġa(t) بلاغة z [#blġ faˁāla(t) msd.] yetkinlik, özellikle söz söyleme yeteneği, retorik Ar balaġa بَلَغَ zulaştı, yetişti

belboy

İng bellboy otellerde yardımcı eleman, komi § İng bell çan, çıngırak İng boy oğlan çocuğu

belde

Ar balda(t) بَلْدَة z [#bld faˁla(t) mr.] şehir, devlet ≈ Ar balad بََلََد za.a. EYun politeía πολιτεία za.a. EYun pólis πόλεις zmüstahkem yer, kent +ia

bele|mek

<< ETü belē- 1. bulamak, bulaştırmak, çamur veya boya sürmek, 2. kundaklamak

belediye

Ar (umūr) al-baladīya(t) بلدى z [nsb.] kent işleri Ar balad بَلَد z [#bld faˁal ] şehir, devlet +īya(t)1

belen

TTü: [ anon., Kısas-ı Enbiya terc., <1390]
İbn Abbās eyitti: Nuz Dağı üzerinde depelendi. Bir niceleri eyitti: Hīrā beleŋinde بلك. TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
lisān-ı Türkmānda beleŋ yokuş olan yire dirler TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
beleŋ بلك: üzerinden yol geçen tepe, (...) Beylān: Dağın büyücek beli, beleŋ dahi denir.

<< TTü beleŋ yokuş, dağ <? ETü bél dağ geçidi

 bel1

Not: Karş. Az belen "dağ yamacı". Sadece TTü ve Azericede görülen sözcüğün kaynağı ve yapısı açık değildir; *belek "belcik" > *beleg > beleŋ düşünülebilir. • Kürd bêlan "tepe" muhtemelen Türkçeden alıntıdır.


22.07.2015
beler|mek

<? TTü bel bel gözlerini aşırı ölçüde açarak

beleş

Ar bilā şayˀ بلا شيء zkarşılıksız, bedava

belge

≈ Moğ belge resmi alamet, damga ETü belgü işaret, alamet ETü *bel- ? +gU

beliğ

Ar balīġ بليغ z [#blġ faˁīl sf.] yetkin, belagat sahibi Ar balaġa بَلَغَ zulaştı, yetişti

belir|mek

<< ETü belgür- meydana çıkmak, belli olmak ETü belgü işaret, alamet +(g)Ur-