bel3

bekle|mek

<< ETü bekle- tahkim etmek, korumak ETü bek sağlam, pek, berk +lA-

beklenti

TTü bekle- +(In)tI

bekri

≈ Fa bakrūy/bakrawī بكروى zalkolik

bel1

<< ETü bél 1. gövdenin orta bölümü, 2. iki dağ arasındaki alçak yer

bel2

Fa bīl بيل zbir tarım aleti, kürek

bel3

[ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
bel bel bakmak (G. Antep): aptalca bakmak.

≈ TTü beler- gözlerini akı görülecek şekilde açmak

Benzer sözcükler: bel bel

Bu maddeye gönderenler: beler-


10.11.2014
bela

Ar balāˀ بلاء z [#blw/bly faˁāl msd.] başa gelen kötülük ve sıkıntı, sınav Ar balā بَلَا zdert ve kötülük yükledi, sınadı ≈ Ar wabala [#wbl] yük veya sorumluluk yükledi

belagat

Ar balāġa(t) بلاغة z [#blġ faˁāla(t) msd.] yetkinlik, özellikle söz söyleme yeteneği, retorik Ar balaġa بَلَغَ zulaştı, yetişti

belboy

İng bellboy otellerde yardımcı eleman, komi § İng bell çan, çıngırak İng boy oğlan çocuğu

belde

Ar balda(t) بَلْدَة z [#bld faˁla(t) mr.] şehir, devlet ≈ Ar balad بََلََد za.a. EYun politeía πολιτεία za.a. EYun pólis πόλεις zmüstahkem yer, kent +ia

bele|mek

<< ETü belē- 1. bulamak, bulaştırmak, çamur veya boya sürmek, 2. kundaklamak