bekle|mek

beka

Ar baḳāˀ بقاء z [#bḳy faˁal msd.] 1. artma, arta kalma, kalıcı olma, 2. ebediyet Ar baḳā بَقَا zkaldı, baki idi

bekar

Fr becarre bir müzik işareti İt B quadro dörtgen B

bekâr

TTü bekāret genç kızlık, evlenmemiş olma hali Ar bikr بكر zilk doğan evlat, genç kız

bekâret

Ar bakāra(t) بكارة z [#bkr faˁāla(t) msd.] genç kızlık (Kaynak: Lane sf. 1:241)Ar bakara erken ve taze idi ≈ Ave hazaŋra- a.a. )

bekçi

ETü bek pek, sağlam, muhkem +çI

bekle|mek

ETü: [ Uygurca İyi ve Kötü Prens Öyküsü, <1000]
elgin adakın beklep kınlıkta urdılar [elini ayağını emniyete alıp (bağlayıp) hapse attılar] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol neŋin bekledi [malını korudu], ol ḳapuġın bekledi [[kapısını kapattı. Herhangi bir şeyin sıkıca bağlanmasını anlatmak için de bu sözcük kullanılır.]] TTü: [ anon., Kısas-ı Enbiya terc., <1390]
Teŋri beni bularuŋ şerrinden bekledi [korudu] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
beklemek: saklamak, hıfz e., muhāfaza e., nāzır ol., dīdebānlık et., müntazır ol.

<< ETü bekle- tahkim etmek, korumak ETü bek sağlam, pek, berk +lA-

 pek

Not: Anlam evrimi "tahkim etmek, korumak" > "nöbet tutmak" > "beklemek" şeklindedir. TTü 16. yy'dan itibaren küy- "beklemek" fiilinin yerine geçmiştir.

Benzer sözcükler: bekleme odası, beklenmek, bekleşmek, bekletmek

Bu maddeye gönderenler: beklenti


02.06.2015
beklenti

TTü bekle- +(In)tI

bekri

≈ Fa bakrūy/bakrawī بكروى zalkolik

bel1

<< ETü bél 1. gövdenin orta bölümü, 2. iki dağ arasındaki alçak yer

bel2

Fa bīl بيل zbir tarım aleti, kürek

bel3

≈ TTü beler- gözlerini akı görülecek şekilde açmak