bağa

badya

Ar bāṭiya(t) باطية z [#bṭw fāˁila(t) ] şarap kadehi EYun potḗrion ποτήριον za.a. EYun pínō, pot- πίνω ziçmek, özellikle içki içmek +ion

bagaj

Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık, eşya ve edevat ≈ İsp bagaje a.a. (~? Ar būḳca a.a. TTü boğça/boχça bohça )

baget

Fr baguette [küç.] çubuk Fr bague sopa, baston +et° ≈ Lat baculum a.a. << HAvr *bak- a.a.

bağ1

<< ETü baġ 1. bağlama eylemi, bağ, düğüm, 2. bağlı şey, bohça, ittifak ETü ba- bağlamak +I(g)

bağ2

Fa bāġ باغ zbahçe, sebze ve meyve yetiştirilen yer << OFa bāġ 1. kısmet, pay, mülk, 2. bahçe

bağa

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
baḳa [[kurbağa. Buradan hareketle kaplumbağaya 'müŋüz baka' denir.]] TTü: "kaplumbağa kabuğunun hammaddesi" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
zibl [Fa.]: Hindistan'a mahsus kaplumbağanın kışrına [kabuğuna] denir; hālen bağa dedikleri budur.

<< ETü baka kurbağa

Not: Bugün kullanılan anlamı muhtemelen kaplumbağa sözcüğünden geri-türetilmiştir.

Bu maddeye gönderenler: kaplumbağa, kurbağa, tosbağa


01.06.2015
bağdadi

öz Bāğdād Irak'ta bir kent OFa bāġ dād tanrı verdi veya tanrının verdiği

bağdaş

<< ETü baġdaş bacaklarını kavuşturma ETü baġda- sarmalamak, çelme vurmak +Iş ETü baġ sarma +dA-

bağdaş|mak

ETü baġda- sarılmak, sarmalamak +Iş-

bağıl

TTü bağ +Il

bağımsız

YTü bağım TTü bağ- bağlamak +Im