bük

buzul

TTü buz +Il

bücür

çoc

büfe

Fr buffet 1. yemek dolabı, 2. üzerinde yiyecek ve içecek sergilenen masa, 3. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer (19. yy), çerez ve meşrubat dükkânı (20. yy) ?

büğrü

<< ETü bükri bükülmüş, eğri ETü *bük- bükmek

bühtan

Ar buhtān بهتان z [#bht fuˁlān msd.] iftira Ar bahata بَهَتَ zşaşırttı, şoke etti, iftira attı

bük

ETü: [ Irk Bitig, <900]
bükiŋe tegi koḏmaduk [köşe taşına? dek bırakmadık] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
bük: al-acama [çalılık, fundalık] (...) [[Argu lehçesinde "köşe" anlamında.]] TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
bük: Sık ormanlık içinde yokuşlu tümsek, yol geçen ağaçlık.

<< ETü bük 1. köşe, büklüm, 2. engel, 3. fundalık, sık çalılık ≈ ETü bük- boğulmak, iki büklüm olmak

 bük-

Not: ETü sözcüğün ana fikri "boğum" veya "büklüm" olmalıdır. Güncel Anadolu ağızlarında 1. "körfez", 2. "gölcük", 3. "fundalık, çalılık" anlamları görülür.

Bu maddeye gönderenler: böğürtlen, büvet


15.06.2015
bük|mek

<< ETü bük- iki büklüm olmak, midesi bulanmak, boğulmak [geçişsiz fiil]

bükey

TTü bük- +(g)Ay

büklüm

TTü bükül- +Im

bükün

TTü bük- +In

bülbül

Ar bulbul بلبل z [#blbl] ötücü bir kuş, luscinia Ar balbala بلبل z«blbl» sesi çıkardı onom