büfe

buz

<< ETü būz donmuş şey, buz ≈ ETü būd- donmak, donarak ölmek

buzağı

<< ETü buzāġu sığır yavrusu

buzuki

Yun buzúki μπουζούκι zYunan meyhane müziğinde bir çalgı TTü bozuk halk müziğinde bağlamanın büyüğü TTü bozla- ses vermek, böğürmek

buzul

TTü buz +Il

bücür

çoc

büfe

"bir tür dolap" [ Ahmed Mithat, Karnaval (roman), 1881]
büfe yani kiler makāmında istiˁmāl edildikleri gibi "... satış kulübesi" [ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
mekulat ve meşrubat satmak için yapılmış büfeler

Fr buffet 1. yemek dolabı, 2. üzerinde yiyecek ve içecek sergilenen masa, 3. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer (19. yy), çerez ve meşrubat dükkânı (20. yy) ?

Benzer sözcükler: açık büfe, büfeci


08.12.2015
büğrü

<< ETü bükri bükülmüş, eğri ETü *bük- bükmek

bühtan

Ar buhtān بهتان z [#bht fuˁlān msd.] iftira Ar bahata بَهَتَ zşaşırttı, şoke etti, iftira attı

bük

<< ETü bük 1. köşe, büklüm, 2. engel, 3. fundalık, sık çalılık ≈ ETü bük- boğulmak, iki büklüm olmak

bük|mek

<< ETü bük- iki büklüm olmak, midesi bulanmak, boğulmak [geçişsiz fiil]

bükey

TTü bük- +(g)Ay