aylak

ayır|mak

<< ETü adır- ayırmak <? ETü *ad- ayrılmak, fark etmek +Ir-

ayırt

<< ETü ādırt ayırma, ayrım ETü ādır- +Ut

ayin

Fa āḏīn/āyīn آيين ztöre, tören, merasim << OFa ādēn görenek, töre

aykırı

<< ETü arkuru zıt yönde ETü arka- 1. ters gitmek, 2. ardından gitmek +(g)ArU

ayla

<< TTü ay ağılı hale TTü ağıl ağarma, beyazlık TTü ak +Il2

aylak

OTü: aylanmak [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
aylanu uçdı kuş [dolanarak uçtu] OTü: "boş dolaşan" [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
boşlağ ḳıldı anı = aylaḳ [işsiz, atıl] ḳodı anı TTü: "bedava, boşuna" [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
çün biz aylak satarız ol gevheri / hīçe alan gey ola χod müşteri

OTü aylan- dönmek, dolanmak +Uk


21.09.2017
aymaz

TTü ay- uyanmak, ayılmak (halk ağzı) +mAz

ayn

Ar ˁayn عين z [#ˁyn faˁl ] 1. göz, 2. göze, pınar, 3. seçkin kimse, zat, 4. bir şeyin ta kendisi, muayyen ve mahsus olan şey, 5. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne, mal, 6. Arap alfabesinde bir harf ≈ Aram ˁayin עין zgöz, Arami ve İbrani alfabesinde bir harf ≈ Akad īnu göz

ayna

Fa āyīna آيينه zayna << OFa *ādēnag göstergeç (≈ Ave avi-dayana- göstermek Ave avi+ dāi-, dī- görmek )

aynasız

TTü ayna +sIz

aynı

Ar ˁaynan عيناً z [#ˁyn zrf.] gözle göründüğü gibi, bizatihi Ar ˁayn عين z1. göz, 2. görünen şey, bir şeyin ta kendisi +an