ayal

ay|mak

<< TTü ayık- uyanmak, ayılmak

aya

<< ETü aya elin iç tarafı

ayak

<< ETü adak ayak, bacak

ayakkabı
ayaklan|mak

<< ETü adaklan- ayağa kalkmak, ayak sahibi olmak ETü adak ayak +lAn-

ayal

[ Kutadgu Bilig, 1069]
bu yaŋlı ˁiyāldın kaçar bar wafā [bu bozuk evlattan hiç vefa umulur mu] [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
ayal: Karı.

Ar ˁiyāl عيال z [#ˁwl fiˁāl msd.] bakmakla yükümlü olunanlar, aile Ar ˁāla عال zgeçimini sağladı

 aile


15.08.2018
ayan1

Ar aˁyān أعيان z [#ˁyn afˁāl çoğ.] 1. gözler, 2. memleketin önde gelenleri, seçkinler Ar ˁayn عين z [t.] göz

ayan2

Ar ˁiyān عيان z [#ˁyn fiˁāl msd.] 1. açık seçik görme, 2. apaçık, belirgin, aşikâr Ar ˁāyana عاين z [III f.] gözüyle gördü

ayar

Ar ˁiyār عِيَار z [#ˁyr fiˁāl msd.] altın ve gümüşün saflık ölçüsü, saatin hassas ölçümü, ölçüt Aram #ˁwr עור zuyanmak, uyanık olmak, nöbet tutmak ≈ Aram ˁīyr עׅיר znöbetçi, gözetici, muhafız

ayart|mak

<< ETü adart- yoldan çıkarmak, tehlikeye atmak ETü *adar- +It- ETü ada tehlike +(g)Ar-

ayaz

<< ETü ayās berrak, aydınlık ETü aya- 1. berrak ve aydınlık olmak, 2. aylı olmak +Uz