avanta

avam

Ar ˁawāmm عوامّ z [#ˁmm fawāˁil çoğ.] sıradan halk, umum Ar ˁamma(t) عمّة z [t.]

avan

Fr avant önce << Lat ab ante önden, önceden Lat ante önce << HAvr *h₂ent- (*ant-) ön, alın, karşı

avanak

Erm havanag յավանակ zsıpa, eşek yavrusu OFa yavānag [küç.] yavru, insan veya hayvanın küçüğü OFa yavān/yuvān genç

avangard

Fr avant-garde orduda öncü birlik, genel anlamda öncü

avans

Fr avance 1. ilerleme, 2. ön ödeme, borç verilen para Fr avancer 1. öne geçmek, ilerlemek, artmak, 2. ilerletmek, borç vermek << OLat *abantare

avanta

"ileri!" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
baş hetmanları bayrak χaçın kaldırup 'avanta' diyü ribaçsa urarak (...) karaya çıkdılar "... kazanç (argo)" [ A. Fikri, Lugat-ı Garibe, 1889]
avanta: Bedava, emeksiz. avanta etmek: Bilâ zahmet kazanmak.

İt avanta 1. ilerleme, 2. kazanç, fazlalık, elde kalan para [mod. avanzo] İt avantare ilerlemek, ilerletmek, borç vermek [mod. avanzare] Lat ab ante önden, önceden

 avan


14.09.2017
avantaj

Fr avantage öncelik, bir oyunda rakibe tanınan avans Fr avant ön, önce +age

avantür

Fr aventure macera << OLat adventura [çoğ.] başa gelenler, a.a. Lat advenire başına gelmek, uğramak +(t)ura Lat ad+ venire, vent- gelmek << HAvr *gʷm̥-i̯é- geliş HAvr *gʷem- gelmek, gitmek

avare

Fa āvāre آواره zevsiz barksız, aylak

avarız

Ar ˁawāriḍ [#ˁrḍ fawāˁil çoğ.] arızalar Ar ˁāriḍa(t) [t.] arız olan şey, kaza, uğrantı

avarya

İt avaria hasar (özellikle gemi taşımacılığında) Ar ˁawāriyya(t) عَوَارِيَّة zhasarlılık, hasarlı şeyler Ar ˁawār عَوَارِ z [#ˁwr faˁāl msd.] kusur, hasar, çürük Ar ˁāra sakat ve kusurlu idi