asabiyet

as|mak

<< ETü as- bir yere takarak sarkıtmak, asmak

as1

Fr as iskambilde birli, bir işte başta gelen kimse << Lat as en küçük bakır para birimi

as2

<< ETü as bir tür küçük memeli, kakım, ermin

asa

Ar ˁaṣā عصا z [#ˁṣw faˁal ] değnek, baston Aram ˁeṣ, ˁeṣā עֵצָא z [#ˁṣ] ağaç ≈ İbr ˁeṣah עֵצָה za.a.

asabiye

Ar ˁaṣab عصب z [#ˁṣb faˁal ] sinir

asabiyet

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ˁaṣabiyet: Kavm ve ceyş gayreti, hamiyet. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ˁaṣabiyet: (...) 2. asabiyyül mizac olma, sinirlilik.

Ar ˁaṣabiyya(t) [#ˁṣb] aşiret dayanışması, hamiyet, fanatizm Ar ˁaṣaba(t) [faˁala(t) ] aralarında kan bağı bulunan akraba topluluğu +īya(t)2 Ar ˁaṣaba عَصَبَ zbağlandı, sarmaş dolaş oldu, (urgan) ördü

 asap

Not: Arapça sözcüğün iki anlamı güncel Türkçe yazımda bazen asabiyet "sinirlilik" ve asabiye veya asabiyye "aşiret dayanışması, fanatizm" olarak ayrıştırılır.


05.04.2019
asaf

Ar āṣaf آصف z [#Aṣf] vezirlere verilen bir sıfat öz āsaph b. Berekiya אָסַף zTevrat'a göre Hz. Süleyman'ın bilge veziri İbr āsaph אָסַף ztoplayıp bir araya getirme, özellikle ürün toplama, hasat

asal

Fa āsāl آسال zesas, temel (Kaynak: BK sf. 24, Steingass 47.)

asalak

<? TTü as- +AlAk

asalet

Ar aṣāla(t) أصالة z [#Aṣl faˁāla(t) msd.] köklü olma, soylu olma Ar aṣila أصل zköklendi, soylu idi

asamble

Fr assemblée [pp. fem.] meclis Fr assembler bir araya getirmek, toplamak << OLat *assimulare Lat ad+ simulare benzetmek, denkleştirmek