arız

arı1

<< ETü arı malum böcek

arı2

<< ETü arıġ temiz, saf ETü arı- temizlemek +I(g)

arık1
arık2

<< ETü aruk yorgun, bitkin ETü ar- yorulmak, bitkin düşmek +Uk

arın|mak

<< ETü arın- temizlenmek ETü arı- temizlemek

arız

arızî "geçici, asli olmayan" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
illā bu birlik gerek ayrılısar / ˁārıżīdür nite ḳāim kalısar [ayrışsa gerek bu birlik / geçicidir, nasıl kalıcı olsun?] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ˁārıż: Accidens, contingens, superveniens.

Ar ˁāriḍ عارض z [#ˁrḍ fāˁil fa.] yoluna çıkan, uğrayan, sonradan olan Ar ˁaraḍa عَرَضَ zönüne çıktı, aykırı geldi

 arz1

Benzer sözcükler: arızî


01.09.2015
arıza

Ar ˁāriḍa(t) عارضة z [#ˁrḍ fāˁila(t) fa. fem.] 1. arız olan şey, engel, kaza, 2. felsefede öze ait olmayan, arızi şey, accident Ar ˁaraḍa عَرَضَ zyoluna çıktı, uğradı

ari1

Ar ˁāri عارٍ z [#ˁry fāˁil fa.] çıplak Ar ˁarā عرا zçıplak idi

ari2

Fr arien Hintavrupai, Hintavrupa dillerine veya kavmine mensup olan EFa/Sans ārya- 1. soylu, saygın, seçkin kimse, 2. bir kavim adı

arif

Ar ˁārif عارف z [#ˁrf fāˁil fa.] bilen, usta, tecrübeli kimse Ar ˁarafa عَرَفَ zbildi

arifane

<< TTü ḥarīfāne حريفانه zortaklaşa Ar ḥarīf meslektaş, ortak +āne