arık2

argon

YLat argon asal bir gaz (İlk kullanım: 1894 Lord Rayleigh & William Ramsay, İng kimyacılar.) EYun argós αργός ztembel, eylemsiz, çalışmaz EYun a(n)+ érgon έργον z

argüman

Fr argument tez, ifade, tartışma Lat argumentum Lat arguere açıklamak, kanıtlamak, ifşa etmek +ment°

arı1

<< ETü arı malum böcek

arı2

<< ETü arıġ temiz, saf ETü arı- temizlemek +I(g)

arık1
arık2

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
aruḳ: al-mahzūl [[sıska, cılız: Oğuzca ve Kıpçakça]] (...) aruḳ er [[yorgun kişi: Türkçe]]

<< ETü aruk yorgun, bitkin ETü ar- yorulmak, bitkin düşmek +Uk

 argın


30.03.2015
arın|mak

<< ETü arın- temizlenmek ETü arı- temizlemek

arız

Ar ˁāriḍ عارض z [#ˁrḍ fāˁil fa.] yoluna çıkan, uğrayan, sonradan olan Ar ˁaraḍa عَرَضَ zönüne çıktı, aykırı geldi

arıza

Ar ˁāriḍa(t) عارضة z [#ˁrḍ fāˁila(t) fa. fem.] 1. arız olan şey, engel, kaza, 2. felsefede öze ait olmayan, arızi şey, accident Ar ˁaraḍa عَرَضَ zyoluna çıktı, uğradı

ari1

Ar ˁāri عارٍ z [#ˁry fāˁil fa.] çıplak Ar ˁarā عرا zçıplak idi

ari2

Fr arien Hintavrupai, Hintavrupa dillerine veya kavmine mensup olan EFa/Sans ārya- 1. soylu, saygın, seçkin kimse, 2. bir kavim adı