aldır|mak

alçak

<< ETü alçak uysal, yumuşak, hakir, yavaş ≈ ETü-O aşak dağ dibi, aşağı

alçı

<< OTü alçu sıva yapımında kullanılan ak toprak, talk << ETü aşu boya yapımında kullanılan kızıl toprak

aldan|mak

ETü alda- aldatmak, kandırmak +In- ETü al hile +dA-

aldehit

Fr aldéhyde İng aldehyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı YLat alcool dehydrogenatus suyu alınmış alkol

aldente

İt al dente «dişe gelir», az pişmiş makarnayı tarif eden bir söz İt à+ dente diş << Lat dens, dent- a.a.

aldır|mak

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
tutuztı, ikisin özi altıztı [yakalattı, ikisini kendi tutsak aldırdı] KTü: [ İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
yārī izlegey özge kişiden ançağa tigrü kim āb-dast aldurgay [başkasından yardım istese abdest aldırması için] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
aldurmiş ādem: Percusssus, deliquio affectus, pallidus [beti benzi atmış kişi] TTü: "... önemsemek" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
aldırmak: ... meczup olmak. (...) aldırmamak: takayyüt etmemek, vazife edinmemek (...) burnundan kıl aldırmamak

<< OTü aldur- (≈ ETü altız- yakalatmak, almasına neden olmak ) ETü al- +tUr-

 al-

Benzer sözcükler: aldırış, aldırışsız, aldırmazlık


04.10.2017
ale+

Ar ˁalā عَلَى z [#ˁlw] üzeri, üst, üzere (edat) Ar ˁalā عَلَا zyüksek idi, üstte idi, yüzdü

alegori

Fr allégorie simgesel anlatı EYun allēgoría αλληγορία zbaşka türlü söyleme, başka şey ima etme § EYun állos άλλος zbaşka (<< HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka ) EYun agoreúō αγορεύω zkonuşmak, söylemek +ia

alelade

Ar ˁalā'l-ˁāda(t) عَلَى العادة zadet üzere, alışılmış surette

alem

Ar ˁalam علم z [#ˁlm] simge, işaret, belirti, sancak, bayrak

âlem

Ar ˁālam عالم z [#ˁlm fāˁal ] dünya, kâinat Aram ˁālam עלם zdevir, çağ, şimdiki dünya, evren (Yunanca aiōn karşılığı) ≈ İbr ˁōlām עולם zdevir, çağ, şimdiki dünya