alacık

ala

<< ETü ala renkli, karışık veya belirsiz renkli, benekli ≈ ETü al renkli

âlâ

Ar aˁlā أَعْلََى z [#ˁlw afˁal kıy.] daha yüksek, daha iyi, üstün Ar ˁāli عالٍ zyüksek, üstün

alabalık
alabanda

İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma İt à+ banda yan, taraf

alabora

İt *alla bora <? İt bora kuzey/kuzeydoğu rüzgârı, sert hava EYun boreás βορεάς za.a.

alabros

Fr *à la brosse fırça gibi Fr ad+ brosse fırça << OLat bruscia a.a.

alacık

ETü: [ Uygurca Budist metinler, <1000]
Hariçandri tégin alaçu tuşında yoruyor erken [Prens Hariçandra'nın çadırı yakınında yürür iken] TTü: [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
ˁasākir-i Tatar ile alacuklarımızı kurup TTü: [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
alacık (Fethiye, Yozgat, Kırşehir, İçil), alançık (Kayseri): 1- Çalıdan, tahtadan yapılan kulübe; 2 - Üstüvane şeklinde keçeden mamul çadır.

<< ETü alaçu/alaçuk silindir şeklinde büyük çadır

Not: Claus sf. 129 bir İrani dilden alıntı olasılığı üzerinde durur. Sadece Ana sf. 7'de görülen alak "bostan kulübesi" sözcüğünden türetilmesi yanlıştır.


10.12.2015
alafranga

İt alla franca Frenk gibi, Frenk usulü öz à+ Franco Frank, Fransız

alagarson

Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) Fr à+ garçon oğlan

alaimsema

Ar ˁalāˀim-samāˀ علائم السماء zgök alametleri § Ar ˁalāˀim علائم z [#ˁlm faˁāˀil çoğ.] işaretler, alametler (Ar ˁalāma(t) علامة z [t.] işaret, alamet ) Ar samāˀ سماء zgök

alaka

Ar ˁalāḳa(t) علاقة z [#ˁlḳ faˁāla(t) msd.] bağlanma, ilgilenme, ilişki, ilgi, bağlantı Ar ˁalaḳa عَلَقَ zasıldı, sarktı