alabalık

akya

~? Yun

al

<< ETü āl 3. renk, boya, özellikle kızıl renk, 2. (mec.) göz boyama, hile

al|mak

<< ETü al- tutmak, elde etmek, alt etmek, yenmek

ala

<< ETü ala renkli, karışık veya belirsiz renkli, benekli ≈ ETü al renkli

âlâ

Ar aˁlā أَعْلََى z [#ˁlw afˁal kıy.] daha yüksek, daha iyi, üstün Ar ˁāli عالٍ zyüksek, üstün

alabalık

"bir tatlı su balığı, salmo trutta" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1680]
her gün göllerde alabalıklar sayd edüp tereyağıyla tabh edüp tenâvül ederdük. [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ala baluğı: Trutta.

 ala, balık


19.09.2018
alabanda

İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma İt à+ banda yan, taraf

alabora

İt *alla bora İt bora kuzey/kuzeydoğu rüzgârı, sert hava EYun boreás βορεάς za.a.

alabros

Fr *à la brosse fırça gibi Fr ad+ brosse fırça << OLat bruscia a.a.

alacık

<< ETü alaçu/alaçuk silindir şeklinde büyük çadır

alafranga

İt alla franca Frenk gibi, Frenk usulü öz à+ Franco Frank, Fransız