akvam

akustik

Fr acoustique sese ilişkin, işitsel EYun akoustikós ακουστικός za.a. EYun akoúō ακούω zişitmek +istik° << HAvr *aḱ-ows-i̯é- kulak-duymak § HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) HAvr *h₂ṓws (*ṓws) kulak

akut

İng acute keskin, sivri uçlu, ani (sancı, hastalık) Lat acutus [pp.] Lat acuere sivrilmek, sivri veya keskin olmak +()t° << HAvr *aḱ-u- HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) keskin, sivri

akuzatif

Alm Akkusativ gramerde ismin nesne hali, [bileşik adlarda] i hali Lat accusativus a.a. Lat accusare [den.] konu etmek, dava etmek +()tiv° Lat ad+ causa konu, dava, neden

akü

Fr accumulateur 1. biriktirici, toplayıcı, 2. elektrik biriktiren cihaz Fr accumuler biriktirmek

akümüle

Fr accumuler birikmek, biriktirmek Lat accumulare a.a. Lat ad+ cumulare [den.] toplamak, toplanmak, küme olmak Lat cumulus küme

akvam

[ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
bir kavm-i bed-girdār [kötü yola düşmüş bir kavim]

Ar aḳwām أقوم z [#ḳwm afˁāl çoğ.] kavimler, uluslar Ar ḳawm قَوْم z [t.] kavim

 kavim


09.07.2015
akvarel

Fr aquarelle suluboya İt acquarella a.a. İt acqua su

akvaryum

YLat aquarium [n.] su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam (İlk kullanım: 1850 Philip Gosse, İng. ornitolog.) Lat aquarius su kabı, su deposu Lat aqua su +ari°

akya

~? Yun

al

<< ETü āl 3. renk, boya, özellikle kızıl renk, 2. (mec.) göz boyama, hile

al|mak

<< ETü al- tutmak, elde etmek, alt etmek, yenmek