akut

akuamarin

Fr/İng aquamarine 1. yeşilimtrak açık mavi, 2. açık mavi süs taşı (İlk kullanım: İlk anlamda 1846 John Ruskin, İng. sanat eleştirmeni.) Lat aqua marina deniz suyu

akuavit

Alm Aquavit bir tür alkollü içki Lat aqua vitae hayat suyu

akuple

Fr accoupler çift koşmak << OLat *accopulare OLat ad+ copulare iki şeyi bağlamak, çift koşmak

akupunktur

Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi § Lat acus iğne, sivri şey Lat punctura delme (Lat pungere delmek +()tura )

akustik

Fr acoustique sese ilişkin, işitsel EYun akoustikós ακουστικός za.a. EYun akoúō ακούω zişitmek +istik° << HAvr *aḱ-ows-i̯é- kulak-duymak § HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) HAvr *h₂ṓws (*ṓws) kulak

akut

[ Milliyet - gazete, 1956]
Akut ve kronik: Hekimlikte sık sık kullanılan bu tâbirlerin neye delâlet ettiğini kısaca açıklayalım.

İng acute keskin, sivri uçlu, ani (sancı, hastalık) Lat acutus [pp.] Lat acuere sivrilmek, sivri veya keskin olmak +()t° << HAvr *aḱ-u- HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) keskin, sivri

 akr(o)+

Bu maddeye gönderenler: akupunktur, asit


30.09.2017
akuzatif

Alm Akkusativ gramerde ismin nesne hali, [bileşik adlarda] i hali Lat accusativus a.a. Lat accusare [den.] konu etmek, dava etmek +()tiv° Lat ad+ causa konu, dava, neden

akü

Fr accumulateur 1. biriktirici, toplayıcı, 2. elektrik biriktiren cihaz Fr accumuler biriktirmek

akümüle

Fr accumuler birikmek, biriktirmek Lat accumulare a.a. Lat ad+ cumulare [den.] toplamak, toplanmak, küme olmak Lat cumulus küme

akvam

Ar aḳwām أقوم z [#ḳwm afˁāl çoğ.] kavimler, uluslar Ar ḳawm قَوْم z [t.] kavim

akvarel

Fr aquarelle suluboya İt acquarella a.a. İt acqua su