akuamarin

aktris

Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu << Lat actrix [fem.] Lat agere yapmak, eylemek +()trix

aktüalite

Fr actualité güncellik, güncel haberler Fr actuel güncel +itas

aktüel

Fr actuel 1. fiili, eylemli, 2. güncel << OLat actualis fiili, eylemsel Lat actus [pp.] fiil, eylem +al° Lat agere eylemek +()t°

aktüer

Fr actuaire sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı İng actuary a.a. Lat actuarius zabıt kâtibi Lat actus edim, eylem +ari°

akua+

İt acqua Fr aqua+ [bileşik adlarda] su << Lat aqua a.a. << HAvr *h₂ékʷeh₂ (*ákʷā) a.a.

akuamarin

"süs taşı" [ Milliyet - gazete, 1952]
yakut, elmas, safir, firuze, topaz, akuamarin

Fr/İng aquamarine 1. yeşilimtrak açık mavi, 2. açık mavi süs taşı (İlk kullanım: İlk anlamda 1846 John Ruskin, İng. sanat eleştirmeni.) Lat aqua marina deniz suyu

 akua+, marina


08.09.2014
akuavit

Alm Aquavit bir tür alkollü içki Lat aqua vitae hayat suyu

akuple

Fr accoupler çift koşmak << OLat *accopulare OLat ad+ copulare iki şeyi bağlamak, çift koşmak

akupunktur

Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi § Lat acus iğne, sivri şey Lat punctura delme (Lat pungere delmek +()tura )

akustik

Fr acoustique sese ilişkin, işitsel EYun akoustikós ακουστικός za.a. EYun akoúō ακούω zişitmek +istik° << HAvr *aḱ-ows-i̯é- kulak-duymak § HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) HAvr *h₂ṓws (*ṓws) kulak

akut

İng acute keskin, sivri uçlu, ani (sancı, hastalık) Lat acutus [pp.] Lat acuere sivrilmek, sivri veya keskin olmak +()t° << HAvr *aḱ-u- HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) keskin, sivri