akasya

akap

Ar ˁaḳab عقب z [#ˁḳb faˁal ] 1. ayak topuğu, ayak izi, 2. peş, sonra ≈ Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi, ardınca geldi

akar1

Ar ˁaḳār عقار z [#ˁḳr faˁāl ] taşınmaz mülk

akar2

Fr acare küçük sinek, tatarcık EYun ákari ἄκαρι za.a.

akaret

Ar ˁaḳārāt عقارات z [#ˁḳr çoğ.] taşınmaz mallar Ar ˁaḳār عقار z [t.] taşınmaz mal +āt

akaryakıt
akasya

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
akakyā kim Mısrdan gelür karza dérler bir ağacın yemişidür erguvan ağacı yemişine benzer [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
akasya: ... bir cins ağaç

Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç, acacia arabica EYun akakía ακακία za.a.

Not: Daha eski olan TTü akakya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. Yunanca sözcük bir Doğu dilinden alıntıdır. Frisk sf. s.v. ακακαλίς.


23.06.2015
akbaba
akbil

TTü akıllı bilet

akçe

<< OTü akça gümüş, gümüş para ETü ak beyaz +çA

akdem

Ar aḳdam أقدم z [#ḳdm afˁal kıy.] en eski, en önceki, en öndeki, en kıdemli Ar ḳadīm eski, önceki

akıbet

Ar ˁāḳiba(t) عاقِبة z [#ˁḳb fāˁila(t) fa. fem.] bir şeyin sonu, nihayet Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi, ardından geldi