akıl

akbaba
akbil

TTü akıllı bilet

akçe

<< OTü akça gümüş, gümüş para ETü ak beyaz +çA

akdem

Ar aḳdam أقدم z [#ḳdm afˁal kıy.] en eski, en önceki, en öndeki, en kıdemli Ar ḳadīm eski, önceki

akıbet

Ar ˁāḳiba(t) عاقِبة z [#ˁḳb fāˁila(t) fa. fem.] bir şeyin sonu, nihayet Ar ˁaḳaba عَقَبَ zizledi, ardından geldi

akıl

[ Codex Cumanicus, 1303]
sapientia - Fa & Tr: aχel [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ˁaḳlı başinde, ˁaḳli başine gelmek (...) ˁaḳıllü, ˁaḳılsız (...) ˁaḳlī

Ar ˁaḳl عقل z [#ˁḳl faˁl msd.] kontrollü düşünme yeteneği, sağduyu, itidal Ar ˁaḳala عقل z1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü

Not: Aynı kökten Ar ˁiḳāl, ˁuḳla(t) "bukağı, hayvanlara vurulan ayak bağı". Akıl, frenleyici ve dizginleyici bir şey olarak düşünülmüştür. • Aynı Sami kökünden İbr ˁāḳal ve ˁāgal "burmak, kıvırmak, halka yapmak".

Benzer sözcükler: akıl çağı, akıl dışı, akıl hastası, akıl hocası, akıl kârı, akıl vermek, akıl yürütmek, akılcı, akıllanmak, akıllandırmak, akıllara durgunluk, akıllara seza, akıllı, akıllı telefon, akıllılık, akılsız, akılsızlık, akla gelmek, akla yakın, akla zarar, aklen, akletmek, aklî, aklı çıkmak, aklı sıra, aklı yatmak, aklıevvel, aklına esmek, aklına takmak, aklınca, aklında kalmak, aklından zoru olmak, aklıselim, akliye

Bu maddeye gönderenler: akil (akıldane, ukalâ), makul


09.04.2015
akıldane

§ Ar ˁāḳil عاقل zakıllı Fa dānā دانا zbilen, bilge, alim Fa dānistan دانستن zbilmek +ā(n)

akın

<< ETü akın sel ETü ak- +In

akıntı

TTü ak- +(In)tI

akışkan

TTü *akış- +(g)An

akide

Ar ˁaḳīda(t) عقيدة z [#ˁḳd faˁīlā(t) sf. fem.] 1. katılaşmış şey, 2. aksiyom, prensip Ar ˁaḳada عقد zbağladı, düğümledi, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı